İSLAM’A GÖRE ŞİİRİSLAM?A GÖRE ŞİİR VE ÖNEMİ:?Onları(kafirleri,İslam düşmanlarını) hicvet, çünkü, nefsimi elinde tutan Allah?a yemin ederim ki, senin şiirin onlar için oktan daha etkili ve yaralayıcı olacaktır?Hz.Muhammed(s.a.v.) .Güzel şiirler, petekten damla damla sızan bala benzer. Bunlar, insanın ruhuna tat verir. "(Peygamberi hicveden kâfir ve İslâm dışı) şairler ise, onlara sapık kimseler uyarlar." Kur?an-ı Kerim » 26 / ŞUARÂ SURESİ - 224 .AYET. İslam yapısı hayat pratiğinde uygulanmaya müsait, hazır, eksiksiz bir hayat programıdır. İslam gizli olan vicdanlardan hayatın görülen bütün uygulamalarına varıncaya kadar herşeyi kuşatan geniş kapsamlı bir harekettir. İslamın bu tabiatı, şairlerin insanlık tarafından bilinen genel karakteri ve tabiatıyla uyuşmaz. Çünkü şair iç aleminde bir takım ütopyalar yaratır ve onlarla tatmin eder kendisini. İslam ise, hayallerin gerçekleşmesini ve onların gerçekleştirilmesi için çalışmayı gerektirir. Bütün duyguları realite aleminde üstün bir örnek olarak gerçekleştirmeye çalışır. İslam insanların hayatın gerçeklerini olduğu gibi karşılamayı onlardan kaçıp ütopya türü hayallere yönelmemeyi tercih eder, sever. Eğer bu gerçekler, onların hoşuna gitmiyorsa, uyguladıkları programa uygun düşmüyorsa, islam bu durumda insanların onları değiştirmelerini ve istediği programı gerçekleştirmelerini öngörür. Bu nedenle islam, insanların uçup giden kuruntulara, hayallere mümkün ölçüde kapılmamalarını, onların kökünü kazımalarını ister. İslam insanın bu gücünü yüce hayallerin gerçekleştirilmesi uğrunda harcamasını öngörür. Yüce ve geniş kapsamlı programını gerçekleştirme uğrunda bütün enerjisini harcaması gerektiğini belirtir. Bununla beraber islam, ayetlerin yüzeysel olarak ele alınışı halinde anlaşılacağı gibi şiire ve sanatın kendisine karşı savaş açmaz. Belki ayetlerin yüzeysel olarak değerlendirilmesiyle böyle bir yargıya varabilirse de gerçek öyle değildir. İslamın karşı koyduğu savaştığı şey, şiir ve sanatın izlediği yol ütopyaların yolu: sınırsız arzuların hiçbir ilkeye bağlı olmayan tepkilerin yolu. İnsanları tasavvurlarını gerçekleştirmekten alıkoyan ütopyaların yolu. Ruh, İslam?ın yoluna girip oraya yerleştiğinde, şiiri ve sanatı ile islami prensiplerle yetiştiğinde, olgunlaştığında ve aynı zamanda realite dünyasında bu tertemiz duyguları gerçekleştirmeye çalıştığında kuruntulara dayalı dünyalar yaratıp bunların içinde yaşamakla yetinmediğinde, hayatın realitesini, çarpık, geri kalmış ve çirkin halde yüzüstü bırakmadığında; Ruhun islami bir amaca yönelik değişmez bir programı bulunduğunda, dünyaya bakıp onu islam açısından islamın ışığında değerlendirdiğinde; sonra da bunların hepsini şiir ve sanat ile ifade ettiğinde; İşte bu durumda islam şiire soğuk bakmaz, sanata karşı savaşmaz. Belki ayetleri yüzeysel olarak değerlendirdiğimizde böyle bir bakış açısı ilk etapta göze çarpar ama gerçekten öyle değildir. Kur?an-ı Kerim kalpleri ve akılları bu evrenin harika sanat güzelliklerine ve insan ruhunun derinliklerine yöneltir. Dikkatlerini bu alanlara çeker. Bunlar ise şiir ve sanatın ana malzemesidir. Kur?an?ı Kerim maddi ve manevi varlıkların güzellikleri önünde bir takım duruşlar yapar ki, şeffaflıkta, etkilemede bu sanat üstünlükleri ve güzelliklerini bir bütün olarak sergilemede hiç bir şiir Kur?an?ın bu tesbitlerine ulaşamaz. Bu nedenle Kur?an-ı Kerim şairlerin bu genel karakterinde bir istisna da yapar. Hükmünü mutlak olarak vermez. KAYNAK: Fi zılal-il Kur?an
"Maya"sız Marduk
Nihayet başardık! Gözünüz aydın, dünya batıyor. Sonumuz geldi. Tarihide belli.
2012 diyorlar, Günüde 12 Aralık.
Yani dünya 12 aralık, sene 2012'de bitiyor, yani batıyor, yani yok oluyor, birnevi kayboluyor, yani ne karın ağrısı olacaksa o oluyor. Kahin felanda değil bunu diyenler ha, yaşı başı yerinde bilim adamları. Ne yani, şimdi bilim adamı yalanmı söyleyecek Bu bilim adamlarının tanımlamasını da hep karıştırırım gerçi, hani bir Astronomlar var birde bu işin bilimsel kahinleri astrologlar var. Marduklara bakıp bakıp gelecekten bahs ediyorlar. 12 gezegen var ya, bu 12 gezegenden artık işine geldiği gibi oku babam oku. Kısmetine ne çıkarsa.
Yani diyeceğim Marduk geliyor, Mayalar bir takvim yapmış bundan bilmem kac bin yıl önce, Adamlar takvimin sonunu getirmesini unutmuşlar. 3600 yıl kadar sayabilmişler, gerisini unutmuşlarmı yoksa art niyetlerindenmi hesap etmemişler orasını kestiremiyorum. Iste bu Mayalılar var ya, bu mayalılar, başımıza bir kıyamet senaryosu bıraktılar. Şahsi düşüncem, iki kafadan kontak Mayalı bilim adamı oturmuştur, biri:
- Yahu Hocam, takvim 3600 yıl oldu daha hesaplimmi?? deyince, öteki:
- Yok usta yeter, o kadar yıl zaten kim yaşayacak. Gerisinide mayasızlar tamamlasın....! demiştir.
Haklı adam, ben olsam bende hesaplamazdım. Bana ne 3600 yıl sonra ne olacağından, değil mi ama.
İşin kötü tarafı Maya´lı halkı yok oldu gitti, yani kendilerini mayasızlardan kurtaramadılar. Onlar kendi kıyametlerini yaşadılar. Kendi dünyalarını yok ettiler, yetmedi şimdi birde bizim başımıza musallat oldular. Art niyet ben buna derim arkadaş. Yahu kendi dünyanı yok ettin, benim dünyamdan ne istiyorsun mayasız Maya´lı!
Gerçi alıştık kıyamet senaryolarına. Aklım yetti yeteli her birkaç yılda bir kıyamet oldu olacak diye bekliyoruz. Kuyruklu yıldızı hatırlarmısınız? 1986 mıydı neydi. Hani gelince dünya batacak dedilerdi. Yıldız geldi, şöyle bir tur attı dünya etrafında. Baktı ki sistem tıkırında, sessiz sedasız çekti geri gitti. Yani dünya batmadı!
Sene 2000 dediler, bekledik. Eee batmadı soyha!
Boş dururlar mı? Hemen yeni tarih belirlendi, çarçabuk 2001 dediler. O da geldi geçti, dünya mıh gibi mübarek gene batmadı. Ardından bir Yahudi çıktı, o da:
- Herkes bir tarih belirliyor bende belirlim mi la? dedi.
Evet demeye kalmadı oda 2006 senesini seçti. Bekledik, bekledik, bekledik dünya gene batmadı. Tabi bilim adamları boş dururlarmı, onlarda bir Maya takvimi buldu, hemen hesaplara başladılar. Bir bilim adamı çıktı:
- Hesap ettim sene 2012de, büyük güneş patlamalarından dolayı dünya yok olacak! dedi.
Bir başka bilim adamı bunu duyunca beğenmedi:
- Yok la, güneş müneş patlaması değül, gökten taş yağacak başımıza. Marduk taşlarını sen duymadınmıydı hiç! deyiverip kitledi.
Bu kadar bilim adamı konuşurda kahinler susarmı, içlerinden bir akıllı çıktı:
- Melekler, cinlerle görüştüm. Ufolar gelecek bizi uzaya götürecek. dedi. (nereye götüreceklerse artık... inşallah Mayalılar nerdeyse oraya götürürler)
Hemen hocalarımız, ilahiyatçılarımız kızarak :
- Mehdi gelmeden olmaz, olmaaaaz. önce Isa´yı getirecüh sonra Mehdi´yi. öyle mayalı mayasız işlerle olmaz bu iş! diye bağırdılar.
Elin gavuru naptı? Sustu adam paşa paşa, oturdu senaryo çizdi, film yaptı. Dün baktım, bakıncada çoştum, hayretler içinde
- Vay anasını, kıyamet böyle olacak hemi. dedim.
Şimdi para verip kiyametin yalancığını seyredeceğiz hep beraber Sinemalar´da. Kazanan kim olacak? Senaryoyu yazan kişiler. Hayır yani şunu düşünüyorum. Madem biliyorsun 2012 bu dünya yok olacak, ne diye daha film yapıyorsun be adam.
Peki 2012de kıyamet kopmazsa napacağız? Hiç birsey yapmayacağız, hayat devam ediyor diye, bir daha ki kıyameti bekleyeceğiz. Nasıl olsa bizim takvimin, Mayalılar da olduğu gibi, bir sonu yok. Ebediyete kadar yolu var soyhanın. Artık her üç beş senede bir film çıkarır baktırırlar bizlere.
Işin ne, otur evinde Kıyamet senaryosu seyret.
Uzun lafın kısası; Paralar şahane, bizim Maya bahane!
Mustafa çelebi
Öğrendim Ki...öğrendim ki...
öğrendim ki... Kimseyi sizi sevmeye zorlayamazsınız. Kendinizi sevilecek insan yapabilirsiniz, gerisini karşı tarafa bırakırsınız.
öğrendim ki... Güveni geliştirmek yıllar alıyor, yıkmak bir dakika.
öğrendim ki... Hayatında nelere sahip olduğun değil, kiminle olduğun önemli.
öğrendim ki... Sevimlilik yaparak 15 dakika kazanmak mümkün, ama sonrası için bir şeyler bilmek gerek.
öğrendim ki... Kendini en iyilerle kıyaslamak değil, kendi en iyinle kıyaslamak sonuç getirir.
öğrendim ki... İnsanların başına ne geldiği değil, o durumda ne yaptıkları önemli.
öğrendim ki... Ne kadar küçük dilimlersen dilimle, her işin iki yüzü var.
öğrendim ki... Olmak istediğim insan olabilmem, çok vakit alıyor.
öğrendim ki... Karşılık vermek, düşünmekten çok daha basit.
öğrendim ki... Bütün sevdiklerinle iyi ayrılman gerek, hangisi son görüşme olacak bilemiyorsun.
öğrendim ki... ‘Bittim’ dediğin andan itibaren, yeniden başladığını.
öğrendim ki... Sen tepkilerini kontrol edemezsen, tepkilerin hayatını kontrol eder.
öğrendim ki... Kahraman dediğimiz insanlar, bir şey yapılması gerektiğinde, yapılması gerekeni, şartlar ne olursa olsun yapanlar.
öğrendim ki... Affetmeyi öğrenmek deneyerek oluyor.
öğrendim ki... Bazı insanlar sizi çok seviyor, ama bunu nasıl göstereceğini bilemiyor.
öğrendim ki... Ne kadar ilgi ve ihtimam gösterseniz, bazıları hiç karşılık vermiyor.
öğrendim ki... Para ucuz bir başarı.
öğrendim ki... En iyi arkadaşla sıkıcı an olmaz.
öğrendim ki... Düştüğün anda seni tekmeleyeceğini düşündüklerinden bazıları, kaldırmak için elini uzatır.
öğrendim ki... İki insan aynı şeye bakıp, tamamen farklı şeyler görebilir.
öğrendim ki... âşık olmanın ve aşkı yaşamanın çok çeşidi vardır.
öğrendim ki... Her şartta kendisiyle dürüst kalanlar, daha uzun yol yürüyor.
öğrendim ki... Hiç tanımadığın insanlar, iki saat içinde, senin hayatını değiştirir.
öğrendim ki... Anlatmak ve yazmak ruhu rahatlatır.
öğrendim ki... Duvarda asılı diplomalar, insanı insan yapmaya yetmez.
öğrendim ki... Karşısındakini kırmamak ve inançlarını savunmak arasında çizginin nereden geçtiğini bulmak zor.
öğrendim ki... Gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez. Gerçek aşkların da!
öğrendim ki... Tecrübenin kaç yaş günü partisi yaşadığınızla ilgisi yok, ne tür
deneyimler yaşadığınızla var.
öğrendim ki... Aile hep insanın yanında olmuyor.Akrabanız olmayan insanlardan ilgi, sevgi ve güven öğrenebiliyorsunuz.
öğrendim ki... Ne kadar yakın olursa olsunlar, en iyi arkadaşlar da ara sıra üzebilir. Onları affetmek gerekir.
öğrendim ki... Bazen başkalarını affetmek yetmiyor. Bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor.
öğrendim ki... Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın. Dünya sizin için dönmesini durdurmuyor.
öğrendim ki... Şartlar ve olaylar, kim olduğumuzu etkilemiş olabilir. Ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz.
öğrendim ki... İki kişi münakaşa ediyorsa; bu birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmez. Etmemeleri de sevdikleri anlamına gelmez.
öğrendim ki... Her problem kendi içinde bir fırsat saklar. Ve problem, fırsatın yanında cüce kalır.
öğrendim ki... Gerçek sevgi yıllar geçtikçe giderek katlanıyor...
Sevgiyle...
YalnızlıkYalnızlık, insanın, limansız bir denizde, rotasız ve ilerleyemeyen bir gemi gibi olmasıdır. Yalnızlık, insanın kendisini her şeyden ayrı, uzak, yoksun bulmasıdır. İnsanın ?her şeyi? sevdiği bir şeyden ya da maddiyattan ibaret olabilir. Çinliler şöyle der:?İnsanların umutları gökteki yıldızlar kadardır.? Yanızlık, bir insanın gökteki milyonlarca yıldızdan birini dahi görememesidir. Esas olan şudur ki, yalnızlık duygusu her insanın içinde bir zerre kadar da olsa vardır. Bir an gelecek ve bu zerre tanesi patlayıp insanı bir an da olsa, uzun bir zaman da olsa ele geçirecektir. Yalnızlık ağları insanı saracaktır. İnsanı bu durumdan yine insanın kendisi kurtaracaktı
Yolculuk Nereye Arkadaş?Okuduğum bir şiirdeki gibi, soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçerken çocuk olmaktan, duymaktan nefret ettiğim sözler vardı ?yolculuk nereye arkadaş?? Hedefine saplanan bir kurşun gibi acı verirdi bu soru bana, çünkü gidişlerim genelde gurbeteydi. Sinirli olurdum seyahat zamanları. Dönmek istediğimde sorunlar çıkarken, gitmem gerekince hiç aksamazdı otobüs tren seferleri, ayırmak için gelirler ve tam vaktinde giderlerdi. Birde, ?dışarıda yolcu kalmasın? ı sevmezdim. Bunu söyleyene düşmanım gibi bakardım hareket vakti, oysa o sadece işini yapardı. Yasladığım başımı ilk mola yerinde alırdım soğuk camdan, el sallayan sahte mutlu kalabalık gitmiş, bende bir başıma kalmış olurdum. Aslında giden sadece ben olurdum? Bunu fark etmekti olgunlukla içimi yakan. Bu yüzden ilk mola yerinde sinirli biri, dolmuşta inecek var diyenler gibi panik olurdum. İstemediği yemek zorla yedirilen aksi bir çocuk? İnecek var demek isterdim hayata, hayatın bu yolculuğuna inecek var. İşe giderken çantasını ya da evin kapısını açık unutan birisi gibi inecek var deyip dönmek. Geride bıraktığım sevgilere dönüp, hasrete açık unutulan kapıları örtmek? Bu düşüncelerle kaybolurdum ilk mola yerinde, düş kapaklarım ağırlaşır ve uyurdum. Gözümü açtığımda kâbus gibi gelirdi her şey ama yan koltuktaki yabancıyı görmemle anlardım düş olmadığını. Etraftaki huzursuz insanlara bakarken, yanımda huzurla uyuyan insana şaşar, acaba o nereye gidiyor diye sorardım kendi kendime. Sevdiklerine dönmek miydi onu böyle huzurlu bir uykuya sokan? Gideceği yeri bilmek ve aynı yere gitmek isterdim, alnımı cama yasladığımda aynı huzurla uyumak. Otobüs bazen sarsılır ve o huzurlu uyku son bulurdu. Onu izlediğimi fark etmesiyle panikler ve aklıma gelen ilk soruyu sorardım? Yolculuk nereye arkadaş?
Sevgiliye çağrı
Nedenini bilmediğim bir arzuyla,bugün her günkünden daha çok istedim yanımda olmanı.....Kolay değil,sensiz olmak,içinin yarısını boş tutmak.Kolay değil,her sabah bir martı sesiyle irkilmesi bu yoksul bedenimin.....
Sadece bu ayrılığın,bu bu uzak olmanın,birbirimizden kopmak olmadığını bilmek.Sevgimizin bitmeyeceğini bilmek teselli dolduruyor yüreğime....Her ne kadar uzak olmanın uzunluğunu anlamasam da,bir sonunun olduğunu bilmek umutlandırıcı.....
Zaten her şey,umut edebilmekle başlamadı mı?
Seni düşünüp de kendimi kaybettiğim vakitlerin anısına dalıp yürek telimin sancılarıyla ak sayfalara dökülüyor hasretim.
Bazen otobüste,iki sevgili yan yana başlarını yaslayıp uyurken ki rahatlığında,bazen sokakta annesinin elini tutan bir çocuğun gözlerindeki güvende buluyorum seni....
Düşündükçe Nazım,Seyranı olasım geliyor ve hep hasretini bir uçtan bir uca yakasım geliyor....
Bir kuş hafifliğinde sana akar yüreğim.
Yokluğunda yok olmaktan korkarak.Yaşadığım acıları şiirlerim anlatmıyorsa sana,bu acılarım bil ki sensizliğin derin yaraları açan yüreğimi güçsüz bedenimi hasta eden hasretindir............!
Gel ey hasretim,aşım,ekmeğim,suyum,güneşim.Gel de merhem ol yaralarıma.Sevginle derman ol yorgun hasta bedenime.Sensizliğinle kanayan yüreğime sevgi ver bu kalp durmasın,yaşamasına izin ver HASRETİM!
Gölet olmuş nisan yağmurunun kadını seni bekler.Sensizlikle gözlerimden akan göz yaşlarıma,nisan yağmurları yeter mi?
Şimdi Sıra Kimde
YAŞANMIŞ GERÇEK HAYATTAN KESİT(Anlatan X dinleyen ben)
-----------------------------------------Öyle sessizce girdin hayatıma,
--------------------------------------------sakin akan ırmak gibi,
------------------------------------------------birden coşar bent tanımazya,
----------------------------------------------------yıkarda geçer hedefine ulaşmak için,işte uzunca bir ayrılığın ardından seni görmek,sana dokunmak,gözlerine bakmak,ellerinin sıcaklığını hissetmek,hayal ettiği tüm şeyleri doludolu yaşamak,belki züürtce düşler bunlar ama olsun hayal etmek bile güzeldi.
Oysa geleceğini bile bilmiyordum ama belki belki gelirsin umudu varya;hani çoban düz ovada koyunlarını otlatırken kendisini bir ağacın gölgesine oturup ve uzaklardan gelen su sesini dinler,bilirki o su sesi sevdalısının köyünden evinin önünden geçen derenin sesi.Ve çoban alır eline kavalını çalmaya başlar öylesine içli,öylesine derinlerden gelen yanık bi okadarda tutku dolu dokunur kavalına,çıkan sevda nameleri suya karışıp götürür sevdalısına.Ona olan sevdasını onu ne çok sevdiğini anlatır umudu gibi.İşte benim fakir yüreğimin umudu çoban umuduydu.
-------------------------Lakin kendimede teselli ediyor okadar umutlanma gelmeye bilr diye,kapıdan girdim.Bir yanım heyecanlı bir yanım sakin,evet tam karşımdaydın,fakat buz kesildim,ayaklarımı kaldıramıyordum düşebilirim korkusunun paniğiyle sendelleyip tutundum kapıya.Fark etmemiştin bile oysaki yanından sendelleyerek geçtim,görmemiş olman mümkün değildiki.
Günlerdir içimde oluşan iki sesle mücadele edip duruyordum,biri munis alçak gönüllü her olaya olgun yalkaşan,art düşünce aramayan,diğeri tam onun aksine herşeyde mutlak pürüz bulan,işte o sesler birbirleriyle kıyasıya laf düellosundalar,şüpheci;ben demedimmi görecek ama aldırmayacak,yahu sevmiyor,seviyor olsa acı vermez,üzmez,incitmez,inanma yine hüsranı yaşayacaksın.Bak seviyor olsaydı hissederdi,seven sevdiğini yanından değil uzağındanda geçse hisseder.Boşuna avutma kendini bahaneler üretme diyor.Diğeri ise dalgındır olabilir kafası karışıktır,dikkat etmemiştir diye alttan alıyor,bense lâl olmuş nutkum tutlmuş iki sesin arasında kalmıştım.Etrafımdaki seslsri algılayamıyordum,sadece uğultu vardı,kalbim kırlımış bir okadarda hayal kırıklığının verdiği yıkımın seslerini yanımdakiler duyacak endişesiyle elim ayağıma dolaşıyordu.-----------
-------------------------Nice sonra,fark etememiş edasıyla yanımdan geçip giderken birden,(AAA SULTANIM KİMLERİ GÖRÜYORUM SEN NEZAMAN GELDİN,YAHU HİÇ FARK ETMEDİM)diyerek yalanla süslediği sözleri öyle barizdiki,hoş bunu kendiside biliyor ama konuşmuş olmak için söylüyordu.İçim tanımı olmayan acıyla doluyor canımı acıtıyordu,bunu istiyordu canımın acımasını.içimdeki şüpheci;söyle yalan olduğunu duysun alem nekadar ikiyüzlülüğünü susma diyor,munis olansa hayaır onurlu ol,dik dur,sakin ol,sakın sakın incindiğini seni incittiğini bunu başardığını anlamasın diyordu.İnanmış edasıyla;sahimi doğrudur fark etmemişindir,ama yanından geçtimdi ama neyse.
Sohbetimizin tümü bir dakika bile değildi.Onca zamna geçti keyfi alem içindeydi daha fazla kalabileceğimi zannetmiyordum çünki boğuluyordum nefes alamıyor yığılıp kalacaktım.Kulaklarım uğulduyor kaçmak uzaklaşmak istiyordum,kendimide yenilmiş küçülmüşde hissetmek istemiyor gururmlada kalkmak istiyordum.Sigara molası verme bahanesiyle çıktım dışarı derin derin nefes alıp veriyordum,neden neden bunları yaşıyorum anlam veremiyordum,karşımda yine görmemiş edasıyla'aman ya seninlemi uğraşacağım,seni aldırmıyor,önemsemiyor hatta hatta ilgi alanıma dahi girmiyorsun hala anlaman için ne yapmam gerek,bukadar man kafamısın' diyen yürek fısıltını duyuyordum.Şen kahkahalar atıyor gülücükler dağıtıyor.Lütfedip yanıma gelip;'SEN GEL DEDİĞİN İÇİN GELDİM,YOKSA GELECEK DURUMDA DEĞİLDİM.SENİ SEVİYORUM BUNU UNUTMA VE HAYATIMDA KİMSYE YER YOK SENDEN BAŞKA'diyen sözleri sanki beni ikna etme gayretiyle gözlerimin içine baka baka yalanları sıralıyordu.
-------------Düşlediğim hayal gerçekti oysa tam karşımda duruyor elleri ellerimde,taptığım gözleri ışılışıl
bakıyor,beni benden alan o gözlerinde kaybolduğumu,yüreğimin gümbürtüsünü duyacak anlayacak diye ödüm kopuyordu.Çoban hayalim gerçek olmuştu,ruhum,tutkum tam karşımdaydı 'aşkım seni seviyorum'ruyaydı sanki,sözlerinin yalan olmasına rağmen tirtir titriyor,'lüten lütfen bir daha kırma,üzme,incitme kaldırmaz bir yıkımı daha kalbim' kendimin bile zorlandığım sesle konuşmaya çalışıyordum.
Daha fazla orada kalabileceğimi zannetmiyor,gitmek uzaklaşmak istiyor ama züürt tesellisi varya olurya belki inana bileceğim bir bir şeyler söyler umuduyla bekliyordum.Kollarıyla sarıp'seni çok çok seviyorum'diyerek dudaklarıma kondurduğu öpücük beni benden yüreğimi yerinden alıp söküp götürdü.Yaralı kuş gibi 'beni yıkma yakma, bana eziyet etme,yapmak istemediğim şeyleri yaptırtma'diye inliyordum.Karşımda öyle yorgun,bitkin duruyordu içim yandı,yüreğim parçalanıdı kıyamıyordum çünki o beni sevmesede,ben seviyordum,ona aşıktım.Dayanamayıp;lütfen kendine dikkat et,iyi bak ikimiz için,şu halin beni üzüyor.'Gülümseyerek 'tamam söz bundan böyle çok dikkat edeceğim söz aşkım' kısa kısa sohbetimiz anlamı varmıydı bilmiyorum ama onun bitkin,çökmüş hali çok üzdü beni.
Birlikte gitmeye karar vermiş ve bana'kötü ve yanlış düşünme sevgime ve bana inan yeter'diyen sözleri içimi ısıtıyor ve bu güne kadar yapılan şeyleri silip almıştı.Hülasa herşeyi unutturmuş yüreğim kuş kanadı gibi çırpıyordu.
----------------------------------Uzunca bekleyişim aldatıldığımı,kandırıldığımı göstergesiydi,aptal kafamı kesip atmam gerekir,amma bulanında işine yaramazya.Bekledim yine kör bir umutla.Kahretsin hiçde oralı değil bi habersiz aldırmadan sohbetine devam ediyordu.Ama ben asla iflah olmam.Salakca nasılda yine kanmıştım.
Kalktım ama nasıl kalktığımı hatırlamıyorum.Yürüyordum deliler gibi ağlıyor bana bakanlara aldırmıyor nereye gittiğimi dahi bilmiyordum.İçimdeki bana yalvaran o şüpheci sese 'sen haklıydın sen haklıydın sus sus artı tamam'diye bağıra çığıra kendimi bir büfenin önünde buldum.Ve yapmayı istemediğim acizlik bildiğim,iradesislikle nitelediğim bir şişe içkiyi almış işte evimdeydi.Her şey silinmiş,öylesine acı zifiri bir zehir zemberek karanlığın içine gömülmüştüm.Dizlerimi karnıma çekmiş kollarımla sımsıkı sarmış dolu bardağa bakıyordum bönbön.Canımı acısını dindirecekmişim gibi sıkıyorum ama olmuyor başaramıyorum,yürek ağrım beni aşıyor dayanılmaz zorlaşıyordu.Tanrım gururmmu deyim,sevgimmi deyim,yıkılmışlığımamı yanayım,altatıldığımamı üzüleyim,dahası aptal kafamamı kızayım şaşırıp kalmış neden,niçin,sebep ne hak etmemiştimki.Sanki hücrelerim iple birbir bağlanmış tpo yekün çekiliyor içimden,yürek feryadım arşa çıkıyor.Karşımda duran dolu bardağı birbir ardına içmeye başladım.Belki bu acıyı hafifletir yaşadığım onursuzluk yıkımı unuturum diye.Vücudum hafiflemeye başlamıştı ama acım dinmiyor tamir etmiyordu.Dilim külçe gibi ağırlaşmış düşünme yeteneğim kaybolmuş,gözkapaklarım ağırlaşmış açamıyordum.Ne güzeldi kuş kadar hafif olmak,ama olmuyor yinede olmuyor olmuyor kahretsin hala acım beni boğuyor.Kendimi eleştiriyor,irdeliyor,sorular sorular hayır cevap yok.Ben nerede hata ettim,nerede yanlış yaptım,nasıl saflığımın kurbanı oldum, inandım, sevdim.
Dürüst olmanın karşılığı bumu,pak duyguların ezilmesi bumu.sevmek sevmeyi istemek,hüsrana uğramak,umut ışığı bilmek,hayata dört elle tutunmak bukadar kötümü,karşılığı bumu olacak.Hayır cevabını bulamadığım sorularda boğulmaktaydım.Bitkin düşmüştüm.Sadece kendime kızıp oh olsun hak ettin aptallığına doyma sen deyip söyleniyordum.Diyetini aldın işte karşılık beklemeden sevmenin.Ooooooooooooof uyumak bir dahada uyanmak istemiyorudum.
Kulaklarıma benim bile yabancısı olduğum sesim gidip geliyor.'keyfi alemin ağahın olsun'
'gönlün sarpı diyarında şen olsun'
'avuçlarında tuttuğun payen olsun'
'ahım kapında ayağına dolansın'
________________________ŞİMDİ BENDEN SONRA SIRA KİMDE---------------------------------------------------
karanlık iyice sarmıştı derinlere çekilip gidiyordum ama yüreğim dağlanıyor,böyle olmamalıydı,bunları hak etmemiltim,yazık yazık sevdam böylesine harcandı ne yazık.
Yaşamın,Med Cezirleri...YAŞADIKLARIMDAN ÖĞRENDİĞİM BİR ŞEY VAR Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var: Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır Kopmaz kökler salmaktır oraya Kucakladın mı? Sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına İnsan balıklama dalmalı içine hayatın Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın Değişmemelisin hiçbir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var: Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana. Evet, sayın okuyucu bugün sizlere bir Ataol BEHRAMOĞLU şiiriyle merhaba demek istedim. Okudunuz ve eminim yaşadınız aynı anda yaşama dair birçok med cezir duyguları. Birbiriyle hiçbir zaman uyum içinde düşünemediğimiz renklerin yağmurlu bir günün sonunda gökyüzü maviliğinde apansızca ortaya çıkan ve saatlerce zihnimizden silinmeyecek izler bırakan gökkuşağı düzeninde yaşam denilen olgumuz. İşte sayın okuyucu senin yaşamında tam burada başlıyor bu şiirde? Sevgilerin oldu hiçbir karşılık beklemeden, bir annenin çocuğuna duyduğu merhamet kadar duru ve kendinden. Özlemlerinde oldu tabi yaşama dair bekleyişlerinde? Bazen koşmak istedin kavgaya sıkıp yumruğunu hiç geri dönmeyi düşünmeden Yürümeyi tercih ettin bir zaman yaşamında; duruldun huzuru aradın Güneşe yüzünü dönen her bir ayçiçeği sarılığında. İstedin bir zaman yaşamı kendinden acılarda buldu seni bu esnada kederlerde. Lakin yaşamdı seni olgunlaştırması gereken yegâne hocan Ve şuan hangi yaşta olursan ol gökkuşağı rengindesin içinde farklı farklı olsa da renklerin bütününde hür ve teksin yaşam denilen eşsiz uyumun. Bazen beyazsın ey okuyucu, bazen siyah, bazen turuncusun, bazende mavi? Lakin her rengin odağındasın ve her rengin içinde? İşte meçhul bir şairinde dediği gibi? YAŞAMININ İMGESİ Yaşamının; nasıl başlayıp Nerde bittiğinin bir anlamı yoktur sadece... Yaşadığının anlamı vardır; nerde başlattığın ve nasıl bitirdiğin.
Aşk yaşandıkça güzeldir
Seni beklemek. Açılan her kapının ardında seni aramak.
Beklenmedik anlarda seni karşımda bulup, mutlulukların en güzelini yaşamak ve hissetmek. En hüzünlü anlarımda, hüznünü kalbimde yaşamak. Sevincini sevincim, derdini derdim bilmek.
Doğan her yeni güne, senin için hayır duaları ile başlayıp, günaydın diyen sesini duymak için, uykuların en tatlısından seninle uyanmanın sevincini yaşamak .
Aşk yaşandıkça güzeldir.
Yürekten yükselen cağlayan, çoşkudur,
Ürpertiyor senin bedeninde ruhunu,
Bedenine her dokunuşunda hissettikçe,
Vuslata aşkın eriştiğimizim bir mertebedir.
Bu çoşkuyu yaşayamazsan eğer, yarımdır aşk,
Kolunda uykuya dalarken,
Sabah ilk gördüğüm yeşil gözlerindir aşk, ,
Sen ve bendir Aşk.......
Günaydın canım. Sen nasılsın? Nasıl oldu rahatsızlığın. Yavaş yavaş geçiyor mu? Allahımdan duacıyım, sağlığına kavuşman için. Ben de bu gece oğluma gitmek istiyorum. Burada hava çok soğuk ve kar var. Dün doğal gazı yazmaya geldiler. Bizim katta yazım rulosu bitti. Bendeki sanşa bak yazdılar mı? yazmadılar mı onunda bilmiyoruz. Günü geçer kesilirse de, bu sefer yeni kombi istiyorlar. Balkona cıkacak şekilde. Bende bu şanş varken keserler. Gidip onu öğrenmem lazım. Emin'i göndereyimde baksın.
Öykü’de yazamıyorum. Başlıyorum sonu gelmiyor. Kafam o kadar yoğun ve de dolu ki, sana anlatamam. Dün gece erkenden yattım yine.
Zaman geliyor, 16 saat uyuduğum oluyor. Tam bir inzivaya cekildim. Tv de izlemek istemiyorum. İşin rezilliğini cıkardılar. O onu suçluyor, digeri onu. Zaman bu değilki. Dünya yanıyor her yer ayaklanmış. Birileri ise kendilerini sağlama almaya calışıyorlar. Her yaptıklarını mubah görüyorlar. Halk’ı saden düşünen yok. Fakir fukarayı düşünen yok. Ahlaksızlık diz boyu, hırsızlık almış başını gidiyor vs vs. Bak canım, şimdi gelelim esas konumuza. Önce şunu bilmen lazım ki, beni kadar tanıyabildin veya tanıdın. Ben uçuk ve basit bahanelere sığınacak bir adam degilim. Belki; yapı olarak kaba, nazik ve kibar bir adam da degilim ama ben senin çevrende gezen, yağcı, asalak, şımarık erkek müspettesi gibi de biri degilim.
Benim kadınım kafasının her estiğini yapamaz. Ben görmemezlikten asla gelmem ve de susmam. Sen gezmeye alışmışsın. Benim tarzımla sen yapamacağını anladın. Gezilerine izin vermiyorum vermemde. Onun için dün gece, önceki geceler hep bahane cıkarmak için bir şeyler aradın. Çünkü birileri senin aklına girmişti.
Önce X hanımı bahane ettin. Ben onu sildim. Gir bak dedigim zaman da başka bir şey aradın. Buna hiç bir zaman gerekte yoktu. Bitirmek istersen beraberliğimizi. Açık ve net olarak söyleyebilirdin. Saygı da duyardım.
Ben bazıları gibi; Aramızda geçenleri çirkinleştirmem. Daha önce yaşanmış, güzel anılarımız için de susmasını da bilirim. Yüreğime de gömerim. Ama beni hala tanıyamamış olmana da üzüldüm. Çünkü bizim sevgimiz; Layloylom yapmayacak kadarda güzel bir birliktelikti.
Bir gece önce arkadaşım dedigin insan. Gece kapına bekar bir erkekle gelir. Hadi gel şura gidiyoruz der ve o saatte gelirse, ben buna asla göz yummam izin de vermem. Bir de bana; Sen olmasan ben onlarla giderdim demen de bende bazı soru işaretleri bıraktı.
Dün gece de yemeğe çıkıyorum demen beni cıldırtı. Bana oğlumla yemeğe çıkıyorum da diyebilirdin. Ama ne hikmetse söylemedin. Ben de kimle yemeğe gittigini gözümle görmediğim içinde, sadece seni Allah'a havele ettim.
Telefonlarıma bakmadın, açmadın. Sonra arkadaşım aradı dedin kabul ettim. Arkadaşına lütfen geçmiş olsun dileklerimi de ilet dedim. Aslında bu arkadaşını hiç sevmediğimi de bilmene rağmen. Benim insan olarak o an, gercekten üzüldümü, acıdığımı, hepimizin başına bir gün gelebilir diye de düşündüğümü bilmen gerikirdi.
Aslında sen biliyorsun ki; Benim sana olan bağlılığımı da. Seni ne kadar sevdigimi de. Ama başına buyruk hareket etmen, seni fazla sıkmam, hesap sormama alışamadın sen. Sesimi yükselmem, sana çok tuhaf geldi. Senin çevrendeki erkekler; Senden bazı şeyler, elde etmek için belki de yapmacık gülüşler söyler ve konuşurlar. Ne güzel yapıyorsun derler. Ama ben bunu hiç bir zaman kabul edemem, hazmedemem.
Benim miğdem bu kadar geniş degildir. Benim kadınım benden izinsiz bir yere gidemez. Hele yurt dışına asla cıkamaz benim iznim olmadan. İşte senin alışık olmadığın bir davranış şeklim bu benim.
Daha çok şeyler de var gördüklerim ve senden bizzat duyduklarım ki. Her zaman beni hep diken üstünde tutmaya da yetiyor.
Sana ne kadar güven duysamda. Çünkü sen; Sana yapılan iltifatlardan hoşlanan bir yapın var. İçinde aslında kötülük yok ama biraz yüzüne gülene hemen yaklaşıyorsun. Bu sözüm sadece erkekler için değil, bayanlar içinde geçerlidir.
Yani sonuçta; Ne yapayım ne edeyim de, ben bundan uzaklaşayım diye de çok basit bahaneler aradın. Senin her zaman mutlu olmanı istediğimi de biliyorsun. AllahQa senin için her zaman duacıydım. Her zaman sağlıklı ve de mutlu ol lütfen. Ama şimdi de birilerinede müjde verebilirsin ayrıldım diyebilirsin. Buldumcuk olmaktan da çıktım. Şimdi her yere, canınım istediği yere de gezmeye gidebilirim de diyebilirsin.
Benim için öyle uzak, öylesine ulaşılmazdin ki,
Kadınlığın nuru, ışığı,
Sevmekten cok Korktum,
Benim sahte sevgilere,
İnancımı kaybettigim anda...
Seni kaybetmekten korktum,
Işıl ışıl bakabilen,
Bir çift Yeşil göz ,
Sevgi ile bakan ışığım oldun,
Önce bana sevmeyi öğrentin,
Sonra da güvenmeyi...
Seninle her an mutlu oldum
Mutluluğunu yakaladım derken..
Bazende de korkum oldun..
Gözlerinde öpüyorum deyip,
Elveda demenden korktum....
Ama şimdi...
Yüreğimin en sıcak yeri ,
Unutulmayacak mutluluğum oldun...
|